|
Kur'ân'da adı gelen
peygamberlerden biri. Soyu Dâvud (a.s)'a dayanmaktadır. Kur'ân'da anılan
duâlarından (Meryem, 16/6) anlaşıldığına göre, soyu daha sonra Yâkub
(a.s)'a varmaktadır.
Zekeriyya (a.s) İsrâiloğullarının peygamberi olduğu gibi, aynı zamanda
onların bilgini, reisi ve müşaviri yani danışmanı idi.
Onun hakkında çeşitli âyet ve hadisler vardır. Ebû Hureyre'nin
naklettiğine göre, Hz. Muhammed (s.a.s);" "Zekeriyya (a.s) marangoz
idi"(Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, Mısır, 1954, II, 405) diyerek O'nun
elinin emeği ile geçinen bir sanat ehli olduğunu haber vermiştir.
Zekeriyya (a.s)'ın hanımı İsa (a.s)'ın annesi Meryem'in teyzesi İşâ idi.
Zekeriyya (a.s) da, Meryem'e bakmakla meşgul oluyordu. O'na Beyt-i
Makdis'te bir yer yapmıştı. O'nun odasına her girdiğinde, yanında kış
mevsiminde yaz meyvesini ve yaz mevsiminde de kış meyvesini buluyordu.
Zekeriyya (a.s), "Ey Meryem, bu sana nereden geliyor?" diye sorunca,
Meryem, "Allah tarafındandır." diye cevap veriyordu (el-Kurtubî, Ahkâmu'/-Kur'ân,
IV, 69 vd).
Zekeriyya (a.s) Hz. Meryem'in yanında böyle yaz mevsiminde kış meyvesini
ve kış mevsiminde de yaz meyvesini görünce, Meryem'e bu nimetleri veren,
buna gücü yeten yüce Allah, eşimin yaşı geldiği halde, bize hayırlı bir
evlat verebilir şeklinde düşündü ve hayırlı bir evladın olması için
Allah'a gizlice şöyle dua etti:
"Rabbim! Gerçekten kemiklerim zayıfladı, saçlarım ağardı, Rabbim!.Sana
yalvarmaktan dolayı herhangi bir şeyden mahrum kalmadım. Doğrusu, benden
sonra yerime geçecek yakınlarımın iyi hareket etmeyeceklerinden
korkuyorum. Karım da kısırdır. Katından bana bir oğul bağışla ki, bana
ve Yâkub oğullarına mirasçı olsun! Rabbim! O'nun, senin rızanı
kazanmasını da sağla!" (Meryem,19/4,5,6)
"Ya Rabbi! Bana kendi katından temiz bir soy bahşet!" (Âlu İmrân, 3/38)
"Rabbim! Beni tek başıma bırakma! Sen varislerin en hayırlısısın"
(el-Enbiyâ, 21/89).
Gücü her şeye yeten Yüce Allah, Zekeriyya (a.s)'ın duâsını kabul etti ve
O'na bir erkek evlad vereceğini müjdeledi:
"Ey Zekeriyya! Sana Yahya isminde bir oğlanı müjdeliyoruz. Bu adı daha
önce kimseye vermemiştik" (Meryem, 19/7).
"Mihrabda namaz kılmaya durduğu sırada, hemen melekler ona şöyle
seslendi: "Haberin olsun! Allah sana Yahya adlı çocuğu müjdeliyor. O,
Allah'tan gelen bir kelimeyi (İsâ'yı) tasdik edecek, milletinin efendisi
olacak, nefsine hakim bulunacak ve salihlerden bir peygamber olacaktır"
(Âlu İmrân, 3/39).
Zekeriyya (a.s), Allah'ın verdiği bu müjdeye şaştı, hayret etti. Çünkü
kendisi de hanımı da hayli yaşlı idiler. "Rabbim! Karım kısır, ben de
son derece kocamışken nasıl oğlum olabilir?" (Meryem, 19/8) diyerek, bu
ilginç müjde karşısında hayretini dile getirdi.
Yüce Allah ona şöyle cevap verdi:
"Rabbin böyle buyurdu. Çünkü bu bana kolaydır. Nitekim sen yokken, daha
önce seni yaratmıştım" (Meryem, 19/9).
Kur'ân'ın başka bir yerinde bu durum şöyle haber verilmiştir:
"Zekeriyya'nın duasını kabul edip kendisine Yahya yı bahşetmiş, eşini de
doğum yapacak hale getirmiştik. Doğrusu onlar iyi işlerde yarışıyorlar,
korkarak ve umarak bize yalvarıyorlardı. Bize karşı gönülden saygı
duyuyorlardı" (el-Enbiya, 21/90).
Yüce Allah'ın bu güzel müjdesine son derece sevinen Zekeriyya (a.s)
"Rabbim! Öyle ise bana bir alamet var, dedi" (Meryem, 19/10). Allah ona
şu cevabı verdi:
"Alâmetin; üç gün, işaretten başka şekilde insanlarla konuşmamandır.
Rabbını çok an, akşam sabah hamdet!" (Âlu İmrân, 3/41).
Gün oldu, Zekeriyya (a.s)'ın nutku tutuldu. Mihrabdan çıktı ve
milletine: "Sabah-akşam Allah'ı tesbih edin! diye işârette bulundu"
(Meryem, 19/11).
Zamanı gelince, Zekeriyya (a.s)'ın oğlu Yahya (a.s) dünyaya geldi.
Yukarıda görüldüğü gibi, Zekeriyya (a.s) ile ilgili olarak zikredilen
âyetlerin çoğu, dua mahiyetindedir. O, çok dua eden, Allah'ın emir ve
yasaklarına riayet ederek tam bir teslimiyet içinde yaşayan Yüce bir
peygamberdi. Allah: "Zekeriyyâ, Yahyâ, İsa ve İlyas'a da (yol
göstermiştik). Hepsi iyilerden (idi)ler" (el-En'âm, 6/85) diyerek onu
şahit peygamberlerle birlikte anmıştır.
Zekeriyya (a.s) bu şekilde ömrünü ibâdetle geçirdi. Daima insanları Yüce
Allah'a inanmaya ve O'nun yolunda yürümeye cağırdı. fakat azmış olan,
küfre dalan ve önünü görmeyecek kadar gözü dönenler, onu şehid ettiler. |